| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

BULUT PAYLAŞIM BEBEKLER

Yazılar arşiv 07.2009 Other entries in 2009-07 resimler , videolar

ÇOCUĞUNUZUN OLUMSUZ DAVRANIŞLARINA CEZASIZ NASIL ENGEL OLABİLİRSİNİZ?

A) Çocuk davranışı yapmadan evvel:
1) Önleyici açıklamada bulunmak, beklentilerin açık dille önceden çocuğa söylenmesi;
2) Çevreyi değiştirmek, çevreyi çocuğa uygun hale getirmek
3) Örnek olmak, beklenen davranışlara anne/babanın örnek olması;
4) Çocuğun iyi alışkanlıklar geliştirmesine yardımcı olmak,yol göstermek ve yaptığı zaman takdir etmek.
B) Sorun olan davranış sırasında:
5) Olumsuz davranışın nedenini düşünmek;
6) Yapıcı bir çözüm yolu, alternatif göstermek;
7) Aile bireyinin duygularını ve olumsuz davranışın kendi üzerindeki etkilerini açıklaması
c) Sorun olan davranıştan sonra:
8) Olumsuz davranışın etkilerini göstererek pişmanlık duyurmak;
9) Çocuğun olumsuz davranışının sonuçlarını yaşamasına müsaade etmek.

TEBESSÜM

Küçük kız hüzünlü bir yabancıya gülümsedi… Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava içinde, yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırladı. Hemen bir not yazdı ve ona yolladı.

Arkadaşı bu nottan o kadar keyiflendi ki, her öğlen yemek yediği lokantada garson kadına yüklü bir bahşiş verdi. Garson kadın ilk defa böyle yüklü bir bahşiş alıyordu.

Akşam eve giderken aldığı paranın bir kısmını her zaman köşe başında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı. Adam o kadar minnettar oldu ki… İki gündür boğazından bir lokma geçmemişti.

Karnını doyurduktan sonra, bir apartman bodrumundaki tek göz odasının yolunu ıslık çalarak tuttu. Öyle neşeliydi ki bir saçak altında titreyen köpek yavrusunu görünce kucağına alıverdi.

Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu. Sıcak odada sabaha kadar koşturdu.

Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı. Dumanı koklayan köpek öyle bir havlamaya başladı ki, önce fakir adam uyandı sonra bütün apartman halkı… Anneler babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayarak ölümden kurtardılar

Bütün bunların hepsi tek kuruşluk maliyeti olmayan bir tebessümün sonucu idi

BÜYÜME ÇAĞINDAKİ ÇOCUKLAR DİKKAT...

Çocuğa bunları yapmayın!
Büyüme çağında çocuklar kendilerine rol kişi seçtiklerinden, sağlıklı aile içi ilişkiler kurmak ve sürdürmek çocuğun gelişiminde önemli bir etkendir. Aile içinde yaşanılan her şey, yani çocuğun aile içinde yaşadıkları çocuğun davranışlarını, duygularını ve tutumlarını belirler. Yapılan araştırmalar, çocukluk yıllarında kazanılan davranışların, bireyin yetişkin olduğu dönemdeki kişilik yapısını, davranışlarını, alışkanlıklarını, inanç ve değer yargılarını çok büyük ölçüde biçimlendirdiğini gösteriyor.
Aile içinde çocuğun;
- Söyledikleri dinlenmiyorsa, bebek-resimleri-15
- Bir "birey" olarak görülmüyorsa,
- Şiddete maruz kalıyorsa,
- Sürekli tehdit ediliyor, korkutuluyorsa,
- Ayıplanıyor, eleştiriliyorsa,
çocuk tüm bu yaşadıklarını kendi davranışları yoluyla toplum içinde yansıtacaktır. Böyle bir ortamda büyüyen bir çocuk, başkalarının sözlerini dinlemeyebilir, karşısındaki insanların haklarına saygı göstermeyebilir, kişilerarası ilişkilerinde sağlıklı ve düzgün iletişim kuramayabilir.

Çocuklarla konuşurken bunlara dikkat edin!
- Göz seviyesinde aktif olarak dinleme yapılması,
- Düşüncelerine ve tüm yaşadığı duygulara saygı gösterilmesi,
- Öğüt vermek yerine, doğru yolun gösterilmeye çalışılması,
- Benliğini zedeleyici ifadeler yerine, onun benliğini geliştirici ifadeler kullanılması,
- Kendi düşünce, duygu ve isteklerinizi açık bir şekilde ifade etmesi için desteklenmesi,
- Çocuğun kendisini ifade etmesine fırsat verilmesi
gerekir.

Ve sonuç…
Ailelerin; çocukları hangi yaşta olursa olsun onların gelişim alanlarını desteklemeleri ve uygun iletişim biçimlerini kurmaları, sürdürmeleri bir zorunluluktur. Ancak bu sayede, sağlıklı ilişkiler kuran ve sürdüren bir toplum oluşturma yolunda gerekli ve önemli adımlar atılabilir.

AŞIRI SEVMEK

14  Aşırı sevmek! Her şeyin olduğu gibi sevginin de fazlası yani sağlıksızı zarar. Dengeyi kurmak ise (önce bilgilenmekten sonra da) hem sevecen hem kararlı davranabilmekten geçiyor.

“Çoğu durumda kullanıldığınızı hissediyorsanız, öyle olduğundan emin olabilirsiniz.” “Çocuklara göre ana babalar bozuk parayla çalışan makinelere benzer: Delikten her zaman bir şey çıkmaz ama arzu edileni elde etme şansı yine de kolu çekerek denemeye değer.” “Çocuklar her istekleri karşılandığında güven duygusu geliştiremezler.” “Aşırı sevmek başkalarına bağımlı olmayı teşvik eder.” “Ana baba olarak sizin göreviniz, vazgeçilebilir hale gelmektir.” “Bir ebeveynin görevi ortamı hazırlamak, uygun becerileri öğretmek ve gevşeyip çocukların kendi görevlerini yerine getirmelerine izin vermektir.”

Herşey Yavrularımız İçin

tatlı bebek AŞIRI UÇLARDA GEZMEK
Normal bir anne baba olarak, büyük olasılıkla siz de şu ya da bu şekilde “aşırı seviyorsunuz”. Aşırı koruma, kurtarıcılık, aşırı hoşgörü, aşırı kontrol, (çocuklar sızlandığında, yalvardığında, ağladığında veya öfke nöbetine tutulduğunda) teslim olmak, hep çocukların yerine karar vermek, göz yummak, mantıksız beklentiler, çocukların aileye katkısı konusunda yeterince beklentiye sahip olmamak, çocukları güçlü özsaygıya gereksinim duydukları inancıyla aşırı övmek, çocukların savaşlarını onların yerine vermek, çocukların evi yönetmelerine izin vermek, maddi refah sağlamak için geç saatlere kadar çalışmak, çocukların büyüyünce kim ve ne olmaları gerektiğini bildiğini sanmak, çocukların velayeti için mücadele etmek, yetişkin çocukların rahat yuvalarında diledikleri kadar kalmalarına izin vermek. İşte bu davranışlardan herhangi biri tanıdık geliyorsa, siz de çocuğunuzu aşırı seviyorsunuz ve aşırı sevmenin insan doğasının ve ana babalığın bir parçası olduğuna inanıyorsunuz demektir. Ancak, aşırı sevmenin çocuklar açısından bir yarar sağlamadığını da fark etmiş olmalısınız. Kısacası aşırı sevmek; sevgi adına yapılan ve çocuklara yararı olmayan davranışlar olarak tanımlanabilir. Sonuçta, ana babalar sevgi adına pek çok farklı şey yaparlar. Denetler ve şımartır, verir, alır, cezalandırır, kucaklar ve bunların tümünü sevgi adına yaparlar. Aslında sevgi, çoğu zaman iyi niyetli ana babaları uç noktalara yöneltir. Ana babalar çocuklarına karşı ya fazla kontrollü ya da fazla sevecen ve aşırı hoşgörülü davranırlar.

HERŞEY KARARINCA OLMALI...

bebek01 Aşırı seven anne babaların özellikleri

- Çocuklarını sahip oldukları bir mal gibi görürler.
- Çocuklarını kendi istedikleri kalıba sokmaya çalışırlar.
- Beceriksiz arkadaştırlar ya da anne babanın arkadaş olamayacağında ısrarlıdırlar.
- Boyun eğer ya da çocuğu boyun eğmeye zorlarlar.
- Kontrol ederler.
- Çocuklarının ve kendilerinin mükemmel olmasına çalışırlar.
- Çocuklarını yenmeye çalışırlar. Çocuklarının iyiliği için nutuk çeker veya ceza verirler.
- Çocuklarına bir nesne ya da alıcı olarak davranırlar.
- Aşırı korurlar.
- Önlemek ya da kurtarmak için duygularını dikkate almazlar.
- Sonucu belirlerler.
- Önce azarlar, sonra zor durumdan kurtarırlar.
- Davranışları kişisel olarak algılarlar.
- Kendi gereksinimlerini tatmin ederler.
- Korkuturlar.
- Çocuk merkezdedir.

Sağlıklı seven anne babaların özellikleri

- Çocuklarını kendilerine verilmiş bir armağan gibi görürler.
- Çocuklarını gerçekte oldukları kişilere göre yetiştirirler.
- Saygılı ve destekleyici bir arkadaş olurlar.
- Sevecen ve kesin davranırlar.
- Rehber (pilot değil, yardımcı pilot) olurlar.
- Hataların öğrenme fırsatı olduğunu öğretirler.
- Çocuklarını kazanmaya çalışırlar.
- Çocuklarını çözümlere ortak ederler.
- Çocuklarını bir değer olarak ele alırlar.
- Uygun gözetim ve denetim yaparlar.
- Duygularına izin verir ve kendilerini çocuklarının yerine koyarlar.
- Hayat becerilerini öğretirler.
- Çocuklarının deneyim kazanmasına ve sonuçları keşfetmesine izin verirler. Çocuklarına davranışlarından ders çıkarmayı öğretirler.
- Çocuklarının dünyasına girerler.
- Güven ve inanç verirler.
- Çocukları katılımcıdır.

Aşırı hoşgörünün (uzun vadede olası) zararları

- “Dünyanın bana bir hayat borcu var” inancına sahip şımartılmış çocuklar.
- “Sevgi, başkalarının bana bakmasını sağlamaktır. Ben kendime bakamam.” şeklinde düşünen bağımlı çocuklar.
- Yetersiz olduklarına inanan çocuklar: Ben yetenekli bir insan değilim.

Aşırı kontrolün (uzun vadede olası) zararları

- Kişisel güçlerini ellerinde tutmanın tek yolunun, ya istenilenin tam tersini yapmak ya da kendi isteklerini gizlice yaparken kurallara uyuyormuş gibi davranmak olduğuna karar veren asi çocuklar.
- Hissettikleri acı ve cesaretsizliğin öcünü alan ve bunu yapmaya çalışırken genellikle (okulu bırakmak ya da öz yıkıma yönelik başka davranışlarla) kendilerine zarar veren kin dolu çocuklar
- Pasif çocuklar. Kendilerini, bunu ancak başkasının ağzından duyduklarında değerl,i hisseden “onay bağımlıları”.

DİSİPLİN VE CEZA AYNI ŞEY DEĞİLDİR!
Bazı ana babalar yapabilecekleri en sevgi dolu şeyin çocuklarına ceza yoluyla ders vermek olduğunu düşünürler. Çünkü çocuklarının taşkın davranışlarından veya sevimsiz birer yaratık olup çıkmalarından dolayı suçlanmak istemezler. Bu olasılığı ortadan kaldırmak için de aşırı kontrolcü olurlar. Bazı ana babalar ise yapabilecekleri en sevgi dolu şeyin, çocuklarını cezanın aşağılayıcılığından korumak olduğuna inanırlar. Çocuklarına şiddet, güç ve kontrolün yanlış kullanımları konusunda örnek olmak istemezler. Bu tür ana babalar genellikle hoşgörülü olurlar. Ve tabii ki, ana babaların çoğu bu iki uç arasında gidip gelirler. Oysa, bu iki uç arasında bir yer var: Aynı anda hem sevecen, hem de kararlı davranmak. Ne aşırı kontrol ve ceza, ne de aşırı hoşgörü. Denge. İş ile oyun, sevecenlik ile kararlılık, kendine bakma ile başkalarına ilgi gösterme arasında kurulan denge.

ÇOCUK RESMİNİN GELİŞİM AŞAMALARI

_bebekler Çocuklar büyüyüp,olgunlaştıkça resimleri daha ayrıntılı oranlı ve gerçekçi olur. Her yaş dönemi resimlerinin belirgin özellikleri vardır.

1-KARALAMA DÖNEMİ (1-4)YAŞ ARASI
Çocuklar bu yaşlar arasında gelişi güzel çizimler yaparlar. Resimler daha çok oyun amaçlıdır. Çizgiler,tren rayı vb. dir.


2-ŞEMA ÖNCESİ DÖNEM (4-7) YAŞ ARASI
Üç yaş çocuğu tipik yuvarlak kafa çizebilir. İnsan çiz değince baş ve ayakları olan insan çizebilirler. Yüz hatlarını belirleyebilir. Dört yaş çocuğu kolları ve bacakları olan çöp adam çizebilirler. Beş yaşındaki çocuğunun yaptığı insan ve evler daha belirgin olmaktadır. Altı yaş çocuğunun yaptığı resimler de artık yavaş yavaş konuda vardır. Resimlerde yer zemini çizgisi mevcuttur. Resimlerde saydamlık da vardır. Örneğin ev çizimlerinde evin içindeki eşyalarında çiziliyor olması gibi.

RENKLERİN ANLAMLARI (4-7) YAŞ ARASI

Dört beş yaşlarındaki çocuklar genelde renk ayrımı yapmadan resmi boyarlar. Bu yaşlarda ana ve ara renkleri öğrenebilirler. Mutlu resimlerde genelde sarı renk, üzüntülü resimlerde genelde kahverengi renk daha ağırlıktadır. Unutulmamalıdır ki çocuk hangi rengi seviyorsa ,resimlerde ağırlık o renge doğrudur. Resimlerde ağırlık kırmızı renkse iddiacılığı ve saldırganlığı temsil eder. Pembe,sarı,turuncu......gibi sıcak renkleri seçen çocuklar sevecen,uyumlu,işbirlikçi......dir. Siyah,mavi,yeşil,kahverengi gibi soğuk renkleri seçen çocuklar, baskıcı aile ortamında yetişen iddiacı,çekingen,güçlükle kontrol edilen,uyumsuz,gerçek duygularını bastıran .... çocukları temsil edebilir.


 

3-ŞEMATİK DÖNEM (7-9) YAŞLAR ARASI
Resimler daha belirgin ve ayrıntılıdır. İlk bakışta resmin ne olduğu kolaylıkla anlaşıla bilinir . Resimler daha gerçekçidir. Resimde mekansal ilişki vardır. Çocuklar yer çizgisi kullanırlar. Yer çizgisi çocuğun kendisi ve çevresiyle olan ilişkinin boyutunu temsil eder. Bu dönemde kuşbakışı resim çizimleri ağırlıktadır.


 

4-GERÇEKÇİLİK DÖNEMİ (9-12)YAŞLAR ARASI
Bu dönemde resimlerde daha ayrıntılı çizimler ve gerçekçi bir yaklaşım görülür. Resim konularında kızlar ve erkekler arasında farklılıklar gözlemlenir. Kız çocukları daha çok bebek resmi,portreler,elbiseler...erkek çocukları ise araba,gemi,uçak...çizerler. Resimleri beğenmeme , aşırı hassasiyet ve kendini ifade güçlüğü görülür.


 

5-DOĞALCILIK DÖNEMİ(12-14)YAŞLAR ARASI
Nesneler orantılıdır. Resimler perspektiftir. Yakın çevrede gördüğü objelerin orantılarını,boyutlarını ve derinliklerini çizgileriyle yansıtmaya çalışır. Renkleri ise en iyi şekilde kullanırlar.

DAVRANIŞ BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLARLA ILIŞKI KURMAK.

banyo-yapan-cocuk 1-Karşılıklı saygı:Azarlamak, bağırmak, vurmak, susturmak,tutarsız davranmak çocuğa saygısızlığın göstergesidir. Her ana-baba çocuklarına saygı göstermeyi öğrenmelidir. Her çocuk ayrı bir birey olarak ele alnıp, fikirleri sorulmalı ve fikirlerine saygı gösterilmelidir.

2-Çocuğa zaman ayırmak: Çocukla ilgilenmek, zaman ayırmak gerekir. Birlikte geçirilecek zaman nicelik değil, nitelik olarak önemlidir. Birlikte çocuğun hoşlanacağı faaliyetler yapılabilir.

3-Cesaretlendirme:Çocuğun kendine güvenmesini istiyorsa önce anne-baba çocuğa güvenmelidir. Çocuğun çabasını övmeli ve yüreklendirmelidir. Cesaretlendirme çocuğun kendini değerli algılayabilmesi için çok önemlidir.cesaretlendirme çocuğu olduğu gibi  kabul edip, kendi olduğu için değer vermedir.

4-Sevgiyi anlatmak:Çocuğun kendini güvenli hissedebilmesi için, en azından sevildiğini bilmesi ve sevmesi gerekir.

SALDIRGANLIK

Saldırganlık küçük çocuklarda normal bir tepki biçimidir.Çocuğun güvenlik,mutluluk ya da başka bir gereksiniminin Şekil değiştirerek başka bir biçimde ortaya çıkmasıdır.Saldırganlığı kişisel bir yaralanmanın bir başka Şekilde sonuçlanması olarak tanımlayabiliriz.Bu yaralanma sonucunda çocuğun akranlarına vurması, ısırması, eşyaları fırlatması,tekmelemesi, tükürmesi ve zarar vermeyi amaçlayan tehditler Şeklinde sözel saldırılarda  bulunmasıdır.

Sürekli ve aşırı biçimde saldırgan olan çocuk sinirli, anlaşılmaz,   eyleme hazır ve aşırı geçimsizdir. İlişkileri gergin ve sürtüşmelidir. Hemen parlar ve kavgaya hazırdır. Durmadan kuralları çiğner ve ceza görür. Bu çocuklar cezadan etkilenmez ya da  kısa süreli etkilenmiş gibi görünürler. Olağan anlaşmazlıkları bile bilek gücüyle çözmeye çalışırlar.Tepkileri ölçüsüz ve durumla orantısızdır. Öfkesini yenemez ve hep kendini haklı çıkarmaya çalışır. Bu çocuklar evde okulda sürekli sorun yaratırlar ve yetişkinlerle sürekli çatışma içindedirler. Genellikle erkek çocuklar daha saldırgandırlar.

SALDIRGANLIĞIN NEDENLERI

1-Saldırgan davranışların ebeveynler tarafından ödüllendirilmesi. Geleneksel kültürün erkek çocuğun saldırganlığını onaylaması(Ör: parkta iki çocuk birbirini döver. Biri daha çok dayak yerse, annesinin çocuğunun kendisini savunamadığı düşüncesiyle üzülmesi)

2-Çocuğun yetişkinlerden katı ceza, anlayışsızlık ve yetersiz sevgi görmesi

3-Babanın uzun süreli yokluğunda, annenin sürekli çocuğun etrafında olmasıyla ortaya çıkan feministik ortam

4-TV. Ve kitle iletişimim araçlarının olumsuz etkisi(Kurtlar Vadisi örneği ver.)

5-Ana-baba tutumlarının olumsuzluğu, çocukla aralarındaki iletişimin iyi olmaması

6-Çocuğun ana-babasından dayak yemesi

7-Beyin zarı iltihabı, beyin zedelenmesi gibi fizyolojik sorunlar

SALDIRGAN DAVRANIŞLARI NASIL ÖNLEYEBILIRIZ?

1-Her şeyden önce ana-baba çocuğa saldırganlık modeli olmamalıdır.(Evde dayak yiyen bir çocuk varsa kardeşini dövüyor. Kardeşi yoksa okulda en ufak bir sorunda arkadaşına vuruyor. Ya da hayvanlara eziyet ediyor.)Çünkü dayak herkes için olumsuz duygular yaratır.

2-Çok fazla saldırgan davranışlara tolerans gösterilmemelidir.Çocuğun istekleri bu tip davranışlar yapınca yerine getiriliyorsa, çocuk isteklerini yaptırmada araç olarak görmeye başlar. Bu yolla istekleri yerine getirilmemelidir.Saldırgan davranışlar ödüllendirilmemeli ve onun bu davranışının istenmeyen bir davranış olduğu hemen gösterilmelidir.

3-Saldırgan davranışlar kesinlikle dayakla cezalandırılmamalıdır.Ana-babanın ilgisi sevgisi azaldığında ve fiziksel cezalar uzun süre devam ettiğinde, çocukta saldırgan, asi, sorumsuz davranışlar gelişir. Saldırgan davranışlar ortaya çıktığında, yetişkinler sakin davranmalı, anormal duygusal tepkiler yerine ben dilini kullanmalıdır.(Böyle davrandığın için üzüldüm) Dayak saldırgan davranışın hemen bitiminde uygulandığı zaman, onun hemen kesilmesini sağlayabilir ancak,çocukta düşmanca duygular geliştirir.

4-Çocuk gergin ve sinirliyken onunla tartışmamalı, sakinleşmesini beklemeli ve daha sonra davranışı ile ilgili konuşulmalıdır.

5-Çocuğa sosyal olgunluğuna uygun çeşitli sorumluluklar verilmeli, başarabileceği kadarıyla bir çok Şeyleri başlatıp, bitirmesi sağlanmalıdır. Çocuk başarma duygusunu yaşamalıdır.

6-Çocuğa bu davranışın dezavantajları gösterilmelidir.Saldırgan davranışları ile isteklerini elde edemeyeceğini, istediği Şeyleri kaybettiğini görmeli ve yaşamalıdır.

7-Olumlu davranışı pekiştirme: Ana-baba ve diğer yetişkinler çocuğun olumlu davranışını görüp, olumsuz davranışı görmemezlikten gelmelidir.Çocuk bu davranışı yapmadığında sözel olarak ödüllendirilmelidir. Ör:10dk. Kavga etmeden ve bağırmadan oynadığında bu sözel olarak ödüllendirme.

8-Çocuğun dışarıda oynamasına izin verme, bu çocuğun gerilimini azaltır ve enerjisini boşaltma imkanı sağlar.

9-Saldırgan davranış diğer çocukların güvenliğini ciddi bir Şekilde tehdit etmedikçe bu davranışın üstünde durmamak gerekir.

10-Kendi kendine konuşma:Çocuk oldukça dürtüsel davranıyorsa ve onun bu yönünü kontrol etmede güçlük yaşanıyorsa;çocuğa başkalarına vuracağı zaman, kendi kendini engelleyici cümleler söylemesi öğretilebilir.Ör:10'na kadar say ve ona vurma gibi.

11-Çocuk saldırgan modellerle karşı karşıya getirilmemelidir.TV.deki Şiddet içeren programları seyretmesi engellenmelidir.Eğer kesinlikle engel olunamıyorsa, ana-baba çocukla birlikte seyrederek Şiddetin sonuçlarını tartışabilirler.Ayrıca bu Şiddet filmlerinin gerçek yaşamın modeli değil, kurmaca olduğu çocuğa anlatılabilir.

12-Kızgınlıktan kurtulmak için alternatifler bulunabilir. Yumruklanabilen kil, çakılabilen çiviler,resim çizme, boyama çocuğun kızgınlık duygularını kontrol altına almayı sağlayabilir. Ayrıca futbol,basketbol gibi sporlar kabul gören çıkış yollarıdır.

13-Her yaş ve dönemde çocuğun temel ihtiyaçları zamanında yerine getirilmelidir.

14-Bu çocukların özellikle baba ile daha çok birlikte olması sağlanmalıdır.

15-Anne-babalar bu çocuklarla iletişim kurarken ben dilini kullanmalıdır.Ör:Böyle kavga ettiğin zaman rahatsız oluyorum, üzülüyorum gibi.kişiler duygu, düşünce ve ihtiyaçlarını davranış anında dile getirmelidir.

YALAN

Günlük yaşamımızda hemen hemen hepimiz yalana başvururuz. Ör; arkadaşımıza "bugün seninle olmayı canım istemiyor" yerine, "işim var" deriz.  Çünkü gerçeği söylersek onu inciteceğimizden korkarız. Yalan herkesçe ayıplanan bir davranıştır. Genellikle kendi yalanımızı gerekli, diğer insanların söylediği yalanı büyük yalan olarak görürüz.

Başkalarını bilerek aldatmak amacıyla söylenen yalanlar, gerçek yalanlardır. Aslında çocukların yalanları, yetişkinlerin yalanlarının yanında masum kalır. Çünkü; onların yalanları aldatma amcı gütmez. Çocuk gerçeği iyi değerlendiremediği için, gördüklerini çarpıtarak anlatır ve uydurur. Kimi ana-baba çocuğun olmamış Şeyleri olmuş gibi anlatmasını yalan sayar.Bunları dinlemek ve olduğu gibi kabul etmek yerine çocuğu suçlar. 3-5 yaş çocuğunun hayal dünyası çok geniş olduğu için inanılmaz öyküler anlatırlar ve bu dönemde yalan ile yalan olmayanı ayırt edemezler.

1- Hayali Yalanlar: Küçük çocuklar gerçeği iyi değerlendiremedikleri için uydururlar. Yetişkinler bunları yalan olarak görür.

2-Taklit Yalanlar:Çocuklar ana-babayı örnek alır. Ana-babanın yalanına tanık olan çocuk, yalan söylemeyi öğrenir. Ör; doktora gidiyoruz diye gezmeye giden anne-baba çocuğun yalan söylemesine zemin hazırlar.

3-Sosyal Yalanlar:Bunlar en yaygın olan yalanlardır. Bir yere gideceğimiz zaman, gitmek istemiyorsak, "hastayım " deriz.

4-Savunma Yalanları:    Çocuk kendini korumak için yalan söyler.Çocuk sık sık eleştiriliyorsa, sert tepki gösteriliyorsa, mükemmelliğe zorlanıyorsa çocuk yalana başvurabilir.Çocuk doğru söylediğinde "yalan söylüyorsun" diye suçlanan çocukta , bu yalanların alışkanlık haline gelmesine neden olur.

5-yüceltilmiş Yalanlar:başkalarının hayranlığını kazanmak için söylenen yalanlardır.

Bazen de çocuklar bir özlemini dile getirmek için yalan söyler. Ör; babasız bir çocuğun  "babam var" demesi gibi. Normal yollardan   takdir edilmeyen çocuk, yalana başvuracaktır."Annem öldü" diyen bir çocuk, kerdeş doğumu ile birlikte ilgisiz kaldığı için böyle söylemektedir.

NASIL ÖNLENIR?

1-yetişkinler örnek olmalıdır.Eğer anne-baba başkalarına yalan söyleyecek olursa, çocuğun dürüstlüğün önemini anlaması çok güç olacaktır.Çocuklar hangi yaşta olursa olsun yaşına uygun bir dille doğruyu söylemek gerekir.

2-aşırı tepki göstermemek gerekir.yumuşak ve hoşgörülü olmalı ve cezadan kaçınmalıdır.aşırı tepki göstermek, çocuğun sizin öfkenizden korunmak için, yalan söylemeye devam etmesine yol açar.

3-Çocuklardan başaramayacakları Şeyler beklememelidir.

4-Fazla baskıdan kaçınmalı ve koyduğumuz kurallarla çocuğun yaşamını fazla sınırlamamalıyız.

5-Çocuğu yetişkinler araç olarak kullanmamalıdır.Örnek; anne ya da babanın çocuğa yalan söyletmesi. Annenin "bu yaptığımızı baban duymasın" demesi.

6-Gizli polis gibi çocuğu sorgulamamalı:Ör; "Doğru söylersen ceza vermeyeceğim" dedikten sonra, çocuk doğruyu söyleyince "biliyordum" diyerek tepki vermek ya da dayak, çocukta yalanı pekiştirir.Çünkü çocuk doğruyu söyleyince olumsuzlukla karşılaşmaktadır.

7-Çocuğun  diğer çocuklarla kıyaslanmaması gerekir.

8-Ana-baba-çocuk iletişiminin olumlu olması gerekir. Çocuk istek, sıkıntı, kaygı ve endişelerini bizimle konuşabilmelidir. Çocuğu dinlemek ve çözüm yollarını kendisinin bulmasına yardımcı olmak gerekir.

9-Yalan söylediği için çocuğu suçlamamak gerekir."Yalancı" etiketi yapıştırılmış olan bir çocuk, bu etiketin gereklerini yerine getirecektir, çünkü yaptığı işin kendini yansıttığına inanır. Bu davranışı onaylamasak bile,Çocuğumuzun kişiliğini bu davranıştan ayrı tutmak gerekir.Salt kendisi olduğu için onu sevdiğinizi çocuğunuzun anlamasına yardımcı olun.

10-Doğrudan emin olmak için kontrol edin.  Çocuğa "ödevin bittimi" diye sormak yerine "ödevini görmek istiyorum" deyin.Bu davranış   hem kontrol edileceği için ödevini düzgün yapmasını sağlar hem de sonucundan çekindiği için yalan söylemez.

İyi bir mizah yeteneği..

İyi Bir Mizah Duygusu Nedir?

Mizah bir şeyi komik yapandır, mizah duygusu ise bunu fark etme yeteneğidir. İyi geliştirilmiş mizah duygusuna sahip biri komik olanın ne olduğunu bilir ve başkalarını eğlendirebilir.

İyi bir mizah yeteneği, çocuğunuzun hayatı boyunca karşılaştığı olaylarda yardımına güvenebileceği bir araçtır. Örneğin;

• Olayları açıkça gözükenden daha başka pek çok perspektiften görmek

• Doğal olmak

• Geleneksel olmayan fikirleri veya düşünüş biçimlerini kavramak

• Görünenin altında yatanları görmek

• Hayatın şen tarafları ile eğlenmek ve katılımcı olmak

• Kendini çok fazla ciddiye almamak

İyi gelişmiş mizah duygusuna sahip çocuklar daha mutlu ve daha olumludurlar, özsaygıları daha gelişmiştir ve kendilerinin veya diğerlerinin farklılıklarını daha kolay yönetebilirler.

Mizahın değerini bilebilen paylaşabilen çocuklar, akranları tarafından daha fazla sevilir. Yeni bir şehre taşınma, alay edilme, oyun alanlarında zorba çocuklarla uğraşmak gibi çocukluk sıkıntılarıyla daha kolay baş edebilir.

İyi bir mizah duygusu çocuğunuza sadece duygusal ve sosyal açılardan yardım etmekle kalmaz, - araştırmalar çok gülen insanların daha sağlıklı olduğunu gösteriyor. Depresyona girme olasılıkları daha düşük ve hastalıklar ile fiziksel problemlere karşı daha yüksek bir dirence sahipler. Daha az stres yaşıyorlar; daha düşük nabız ve kan basıncına ve daha iyi bir sindirim sistemine sahipler. Kahkaha ağrıya daha fazla katlanmanıza yardım edebilir, aynı zamanda araştırmalar bağışıklık sistemimizi de geliştirdiğini gösteriyor.

Fakat her şeyden öte mizah duygusu, hayatı eğlenceli kılan şeydir. Çocuğunuzla gülüşüp eğlenmeye rakip olabilecek pek az keyif vardır.

ANNE,BABALAR BASKIDAN UZAK DURALIM

Anne-babanın çocuğu sürekli eleştiriyor olması çocuğu çekingen yapar.

Çocuk attığı her adımda yanlış yapma korkusu içindedir. Duygularına ve isteklerini önem verilmediğini görerek, bunları içinde tutmaya çalışır. Duygu ve düşüncelerini içine atarak onları bastırır. Çocukla anne baba arasındaki iletişim daima yüksek gerilim hattı gibidir.

Çocuğun oyundan birkaç dakika geç gelmesi yemeği üzerine damlatması vs. gibi küçük olaylar bile büyük çatışmalara sebep olur.
Çoğu kez çocuk kendisinden bekleneni ailesine veremez. Çocuğun bir yandan içinden gelen doğal çocukluk eğilimleri ve diğer yandan bunlara zıt aile kalıpları varsa çocuk iki eğilim arasında sıkışıp kalmaktadır.

Bütün bu yaptırımlar, zorlamalar çocuğu kıskaç gibi sıkar. Kurtulmak için çeşitli çareler aramasına neden olur. Çocuğun her çare arama girişimi çoğu kez ailenin yeni ve daha ağır baskılarıyla cevap bulur. Yeni çareler... yeni cezalar... yeni azarlar... ve giderek daha da şiddetlenerek artmaktadır.

Bütün bunların sonunda çocuk kendi iç dengesini yitirir. Ya tümüyle çığırından çıkar ve ele avuca sığmaz yada tamamen renksiz, kişiliksiz, varlığı yokluğu belli olmayan birisi haline gelir.

Çekingendir. Başkasının etkisinde kolaylıkla kalabilir. Kim nereye çekerse o tarafa yönelir. Çünkü artık kendisine ait bir şey kalmamıştır. İnsanlar tarafından kolay kandırılır, kullanılır. Aşırı hassas, kırılgan ve hastalıklı bir kişilik yapısı görülebilir. Aşağılık duyguları gelişmiştir.

Suçlayan, cezalandıran, sürekli çocuğun her yaptığına karışan anne babanın çocukları kolayca ağlayan çocuklardır.